Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, Beyan Yayınları, İstanbul 2008.
173 Sayfa, resimli:)
İhsan Hoca, geçen sene gitmiş Çin’e. 19-31 Temmuz 2008 tarihleri arasında Çin’de bulunmuş. 12 günlük bir seyahat Çin’i anlamak ve anlatmak yeterli bir süre değil elbet. Ancak alimin ölümü alemin ölümüdür rivayeti gibi rivayetler göz önüne alındığında, bir alimin 10 günlük seyahatinden bir kitap doğabiliyor.
İhsan Hoca, II Abdülhamid ve Çin ilişkilerini Türkiye’de ilk keşfeden kişinin kendisi olduğunu söylüyor. Fransa’da kaldığı yıllar Fransız arşivlerinden incelemiş. 1970′li yıllara kadar bu konuda çalışan olmamış. Bu konuda yazdığı makaleler de mevcutmuş. Meraklısına duyrulur.
Kitabın özetini sunmayacağım; sadece bir kaç önemli noktaya değinmek istiyorum:
- Kitapta verilen bilgilerden Çin’de yaklaşık 100 milyon kadar müslüman olduğu anlaşılıyor. (1900′lü yılların başında bu sayı 70 milyon felanmış. Belki bugün müslümanların sayısı 100 milyondan çok daha fazla olabilir.)
- Komunist Çin’e gidince, Çin’in komünist mi yoksa kapitalist mi olduğunu anlayamadığını söylüyor. Günlük hayatta kapitalizm hakimmiş.
- Girişte, Amerika sınırında olduğu gibi bir sürü formalite olmadığını rahatlıkla içeri girdiğini söylüyor. Aramalar, taramalar, sorular sorular yokmuş. Komünist ülkelerde vehmedilen sıkılığın aksine.
- Çin’de dilenci görememiş. Nüfus fakir, ama kanaatkar insanlar diyor.
- Çin’liler Avrupalı ve Batılıları pek de sevmezmiş.
- Tam bir din özgürlüğü varmış. Budistler, Konfüçyus dini mensupları ve müslümanlar. Rahatça ibadet edebiliyorlarmış. Kılık kıyafet sorunu yokmuş. Müslüman lokantalarını bulmakta güçlük çekmiyorlarmış; kapılarında Arapça “Allahuekber”, “Lailahe illallah”, “İslami yiyecek” felan yazıyormuş çoklukla.
-Olimpiyatlardan önce gittiği için, Çin’e yabancı turistin pek kabul edilemdiği zamana denk gelmiş.
- Baskı sadece Uygur yöresi olan Doğu Türkistan’da mevcutmuş. (Bizimkilerin bağımsızlık için her fırsatı değerlendirmelerinden kaynaklanıyor sanırım.)
- Çinliler için çocuk sınırı 1, azınlıklar için çocuk sınırlaması 2 imiş. Bu 2 çocuk hakkına müslümanlar da dahilmiş. Hatta din adamlarına 3 çocuk izni bile veriliyormuş.
- 1000 yıl öncesinden kurulmuş Camiler mevcutmuş.
- İslam İlk defa, Vehb bin Kebşe adlı Sahabe eliyle oralara ulaştırılmış.
-Sultan Abdülhamid, Pekin’de Hamidiye nam bir üniversite açtırmış. Hala (biraz güçten düşmüş sanırım) tedrisat devam ediyormuş.
-Okullar ve camiler için hürriyet mevcutmuş. Hatta devlet bunlara bir miktar fon bile ayırıyormuş.
-Ayrıca her fırsatta Çin yemeklerinden bahsetmesi güzel… Tavsiye olunur.. Şhsen benim iştahım kabardı. Geniş bir mutfakları var. Yemeklerden anlatırken kedi-köpek-böcek ve kurbaa cinsinden hemen hiç bahsetmemiş… Ama soğan tatlısı, yemeğin başından sonuna kadar devam eden yeşil çay ikramı, kabuğu hafif çıtlatılarak kaynar çayda haşlanmış kapkara olmuş tavuk yumurtası gibi ilginç menüler var…
Nakısalar:
- Olimpiyatlardan önce gittiği için epey hummalı bir çalışmadan bahsediyor. Çin’in yüzünü şirin göstermek için, ziyaret belki bu olağandışı sezona tesadüf ettiğinden bir takım tespitler gerçekliği tam da yansıtmıyor olabilir.
- Çok kısa bir süre içinde gerçekleştiği için Çin hakkında verdiği malumat oldukça sınırlı.
- Ancak İhsan Hoca Osmanlı-Çin ilişkilerine dair ilklerden olduğu için kaydadeğer bir şahıs. Diğer çalışmalarına müraccat için bu kitap referans olarak kullanılabilir. Kitap da Türkiye’de yayınlanan Çin ve Çİndeki Müslümanlar hakkındaki sayılı eserlerden.